Perdeden

Harry Potter and The Deathly Hallows Part 1 ~ HP ve Ölüm Yadigarları Bl.1

Beklenen finalin ilk bölümü sonunda vizyona girdi. Uzun süre 3D olarak da gösterime gireceği belirtilen film, söylentilere bakılırsa yönetmen David Yates nedeniyle yalnızca 35 mm’lik versiyonu ile izleyicileriyle buluştu. Serinin meraklıları ise son kitabın ‘Epic Final’ olarak tanımlanan ve ikiye bölünen filmin ikinci kısmında 3 boyutlu bir görsel şölene tanık olmayı umuyorlar.

Yates yine filmde olan bitenlerin bir kısmını aktarmak için medyayı araç olarak kullanmış. Beşinci film olan ‘Zümrüdüanka Yoldaşlığı’ ile başladığı bu gelenek, serinin kitaptan sinemaya aktarılırken kaybettiği bazı yaşamsal noktaları da izleyiciyle buluşturmayı başarıyor. ‘Ölüm Yadigârları – Bölüm 1’, Yates’in, Potter serisinde çektiği üçüncü film ve görünüşe bakılırsa şu ana kadar yaptıklarının en iyisi. Dizi yönetmenliğinden geliyor olması tam da bu noktada seriye, dolayısıyla da kendisinin yönetmenlik kariyerine önemli katkıda bulunmuş görünüyor.

İç mekan çekimleri oldukça başarılı. Dış mekanların bazılarında kullanılan stüdyo çekimleri bariz belli olsa da keyifli akışı bozmuyor. Filmde duygusal sahnelerle aksiyon başarılı bir şekilde harmanlamış. Akışta tempoyu düşürmeden bir duygu yoğunluğunda bırakıyor film. İçerdiği bol aksiyonuyla fanatiklerin haricindeki sinemaseverlere de güzel vakit geçirtmeyi vaadediyor. Yalnız her ne kadar seride neler olup bittiği ilk defa bir Harry Potter filmine gelen biri için aktarılmaya çalışılsa da bazı noktalarda yetersiz kalmış.

Kitap uyarlamalarına karşı her zaman önyargılı bir tavrım olduğunu bilir herkes. Burada da yine aynı konu gündeme geldi ancak filmin ikiye bölünmüş olmasının getirdiği avantajları da yadsıyamam. İşlediği kısma kadar kitabın önemli kısımlarını özetlemiş durumda film.

Konusuna gelince; Lord Voldemort’un dönüşüyle tüm dünyayı sıkıntı dolu günler beklemektedir. Özellikle de en önemli düşmanı Harry Potter’ı. ‘Seçilmiş  kişi’ olarak herkesin Harry’den beklentisi aynıdır. O da Ron ve Hermione ile birlikte Dumbledore’un aktardığı bilgiler ışığında, adının dahi anılmasından korkulan kişi olan Lord Voldemort’un yok edilebilmesine yardımcı olacak, Hortkuluk denen nesneleri, ki ikinci filmde kendisinin yok ettiği günlük, altıncı filmde Dumbledore’un yaralanmasına neden olan yüzük hortkuluklardan ikisidir, bulmak için yola çıkar. Derken Sihir Bakanlığı düşer. Potter artık sihir dünyasının ‘Bir Numaralı İstenmeyen’idir. Üstelik çıktığı yolculuk zorludur ve arkadaşlar arasındaki bağları gerçekten test edecektir.

Bu filmde, serinin sonuna gelindiğinden olsa gerek oyunculara biraz daha ‘eğlence’ alanı tanınmış gibi görünüyor.  Ve Harry Potter rolünde oynayan, büyüyüşüne tanıklık ettiğimiz Radcliffe, performansıyla göz dolduruyor. Yalnızca Daniel Radcliffe değil başta Bellatrix’i canlandıran Helena Bonham Carter olmak üzere, tüm oyuncu ekibin performansları izlemeye değer. Yapılan tüm eleştirilerde, bu filmin serinin en iyisi olduğu belirtiliyor. Ben tam olarak karar vermiş değilim.

Güzel vakit geçirmek için önerebileceğim bir film. Tabii ‘Harry Potter’ adını duyduğunuzda yüzünüzü buruşturmuyor iseniz.

Pınar Elif Karabal
Masalların Pino’su

20 Kasım 2010

Sevgiyi Yayalım

error: Content is protected !!