Perdeden

Intersteller ~ Yıldızlararası

Batman’in yönetmeni Christopher Nolan’dan çarpıcı bir hikaye. Etkileyici. Görsel efektleri şahane. Müziği ve sessizliği kullanışı ise büyüleyici. Filmin temeline oturmuş olan distopya ise çok uzağımızda değil gibi. Herhangi, oksijen tüketen bir organizma dahi türümüzün sonunu getirebilir. Oysa ne kadar da yeryüzünün efendisi gibi, başka insanların efendisi gibi kibirle dolaşıyor insanoğlu?

Başrol oyuncusuna hakkını vermek gerek. Oyunculuğu hakkında belirgin bir fikrim yok, o nedenle salt bu film çerçevesinde bir değerlendirme yapmam uygun olur. Oynadığı karakteri birebir yaşattı. Pek tabii deneyimli oyuncular Michael Cane ve John Lithgow’un parıltısından söz etmeden olmaz. Ve ışıltılı, doğal oyuncu Anne Hathaway. Genç jenerasyonu, küçük yaşlardan itibaren, perdeye taşıyan Twilight Saga’nın Reneesme’si Mackenzie Foy, Timothée Chalamet, Casey Affleck, Jessica Chastain ile Topher Grace içten oyunculuklarıyla yakalayacaktır sizi.

“Teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan Büyükbaba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper’un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir… Filmin senaryosu Fizikçi Kip S. Thorne’nun evrendeki ‘Solucan Delikleri’ teorisinden ilham alıyor.”

Bu hikayeden bildiğiniz 6 bölümlük mini dizi çıkardı. Ve uzun süresi sizi yanıltmasın, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Sci-fi ile yoğrulmuş drama mı yoksa drama ile soslanmış sci-fi olarak mı tanımlamalı, kararı size bırakıyorum. Filmin imdb notunun 9 olduğunu, geçtiğimiz hafta ülkemiz box office listesinde dördüncü, bu hafta başında Amerika’da ise birinci sırada bulunduğunu ve 7 Kasım’da pek çok ülkeyle beraber bizde de vizyona girdiğini belirteyim.

Yönetmen Nolan’a bu proje Steven Spielberg tarafından devredilmiş söylenen. 2006’da projeye çalışmaya başlayan Spielberg, yoğun programı nedeniyle tamamlayamamış ve portfoyünde Akıl Defteri (Momento), Uykusuz (Insomnia), Kara Şövalye (The Dark Knight) ile Başlangıç (Inception) gibi ses getirmiş filmler bulunan Nolan’a bizzat devretmiş. Nolan Inception’ın senaryosunu tek başına kaleme alırken, bu filmle birlikte Momento ve The Dark Knight’ı kardeşi Jonathan Nolan ile birlikte çalışmış.

Hikayenin özünde bir babanın verdiği sözü tutması ve sevgi var. Popüler kültürün bu kadar şiddet pompaladığı dönemde kurtarıcı olarak sevginin ön plana çıkarıldığı yapımları takdir ettiğimi söylemeleyim. Günümüzde gerilim-korku türü olarak etiketlenen filmlerin yanında on yıllar öncesindeki türdeşleri sabun köpüğü gibi kalıyor.

Sinemadan çıkınca bir sessizlik konuyor üzerine. Gözlemlediğim kadarıyla hemen herkesin üzerinde aynı etkiyi bırakıyor. Salt bu nedenle bile mutlaka görmeniz gerek. Arşivlenmeli.

Üzerinde çok konuşulan bir film bu. Altta sizinle bazı linkler paylaşacağım. İngilizce ve ‘spolier’ içerebilir. İlk ikisi filmin müziklerini hazırlayan Hans Zimmer’dan. Söylenen Nolan’ın onunla senaryoyu paylaşmadığı. Sonuçta her ikisi de işinin ehli. Son link ise Nolan’ın bir dergi için hazırladığı öykünün haberi.

Son not olarak şunu düşeyim: Teknoloji dostumuz olabilir, akıllıca ve insanca kullanıldığı sürece.

Pınar Elif Karabal
Masalların Pino’su

15 Kasım 2014

Sevgiyi Yayalım

error: Content is protected !!