Perdeden

Mocking Jay Part 1 ~ Alaycı Kuş Bl. 1

Sonunda distopyanın finalinin ilk bölümü vizyona girdi. Dünya’da pek çok ülkede olduğu gibi bizde de 21 Kasım’da beyazperdede idi. Doğrusu seriyi okumuş olarak filmi izlemek avantaj oldu çünkü eliniz böğrünüzde kalakalmak işten bile değildi ışıklar yandığında.

Bu defa hikayenin arena dışında geçiyor olması kitabı okumadan, beyazperdede seriyi takip edenlere biraz yavan geldi açıkçası. Son kitabın ikiye bölünmesine gerek yoktu bence. Ancak bir tür moda haline gelen finali ikiye bölme trendinden kurtulamamış görünüyorlar.

Filmin verilen özeti şöyle: “Katniss Everdeen, evi 12. Bölge’nin tamamen yıkıma uğradığını öğrendiğinde neler olup bittiğini görebilmek için oraya geri döner. Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir. Kazananların kaldıkları evler dışında her şey harabeye dönmüş, insanlar artık yeraltında yaşamaya başlamış ve hükümetin ölümcül politikasının karşısında hayatta kalmak için mücadele etmeye başlamışlardır. Nükleer silahların dahi söz konusu olduğu bu atmosferde, Katniss gerçekten de protesto hareketinin yüzü olmaya başlar ve bu sorumluluğu bir türlü kabullenemez. Yükselen bu isyan dalgasının içerisinde yer alamamasının nedenlerinden en önemlisi de Peeta’nın hayatının tehlikede olmasıdır.”

Önemle altı çizilmesi gereken her iki tarafın da medyayı kullanması, onu bir tür silah haline getirmeye çalışması. Öyle ki tepelerine bomba yağdığı, yaşam alanları yerle bir olduğu halde, geride kalanların en çok merak ettiği sadece televizyonda izledikleri Katniss’in bebeğine ne olduğu idi. Popüler kültürün nerelere varabileceğini görmek için güzel bir örnek. Öte yandan savaşın nelere yol açtığını gerek görsellik gerekse oyunculukla gözümüze sokuyor yönetmen.

Bir önceki filmde oyun kurucu Plutarch Heavensbee olarak seriye katılan Philip Seymour Hoffman, filmin çekimlerinin bitmesine bir hafta kala evinde ölü bulundu. Başarılı oyuncunun serinin devamındaki rolü oldukça önemli ve büyük bir yere sahip. Yeni bir oyuncu seçimine gidilmeyip senaryoda bazı değişiklikler yapıldığı söylendi. Bakalım finalin finalinde neler olacak?

Seriye Başkan Alma Coin rolüyle katılan Julianne Moore’u izlemek ayrı bir keyif oldu doğrusu. Elizabeth Banks’in hayat verdiği Effie Trinket’in mevcut sistem içerisinde tarzını ortaya koyma yolculuğu, filmin en önemli sahnelerindendi bana kalırsa.

Film müziklerinde yine Lorde çarpıyor kulağımıza. Yeni Zelandalı genç şarkıcı bundan önceki soundtrack albümlerinde de yer aldı.

Yönetmen koltuğunda yine Avrupalı Francis Lawrance var. Açlık Oyunları kitap serisinin yazarı Suzanne Collins, yine idareci yapımcı olarak kastta yer alıyor. Filmin kemik oyuncu kadrosunda bir değişiklik yok. Yeni katılımcılar da diğer oyuncular kadar başarılılar.

Duygusal örgüsü yerinde, aksiyonu dozunda bir film. Dehşetle kalakalacağınız, yerinizden hoplayacağınız sahneler de mevcut. Ben öyküsünü çok önemsiyorum ancak sinema keyfi açısından da güzel bir film. Seriyi takip edenler zaten kaçırmayacaktır. Bunu izlemeden önce bir anımsatma olması için aşağıdaki bağlantılara bir göz atabilirsiniz.

İyi seyirler.

Pınar Elif Karabal
Masalların Pino’su

26 Kasım 2014

The Hunger Games

Catching Fire

Sevgiyi Yayalım

error: Content is protected !!