Perdeden

The Last Airbender ~ Son Hava Bükücü

Proje ilk konuşulmaya başlandığında heyecanla karşılanmıştı. James Cameron halihazırda Avatar adını verdiği filmini çekiyordu ve sırf bu nedenle, Nickelodeon’ın en sevilen serilerinden Avatar, diğer ismiyle önplana çıktı.

Shyamalan, bu çok sevilen animeyi sinemaya uyarlamayı çok istiyordu. Bu nedenle de kendi yazdığı senaryoyu çekime başladı. Ve Son Hava Bükücü (The Last Airbender), nihayet, 3D versiyonuyla birlikte izleyicileriyle buluştu.

Filmin temel kadrosu genç oyunculara dayalı. En popüler isim ise hiç kuşkusuz Jasper Hale’e (Twilight Saga) hayat veren Jackson Rathbone. Onun yanında kadroda öne çıkan isimler ise Slamdog Millionaire’den Dev Patel ile Hollywood’un sağlam karakter oyuncularından Cliff Curtis. Oyuncu seçiminde animedeki fiziksel özelliklere dikkat edilmiş. Örneğin filmin ana karakteri Aang’i canlandıran Noah Ringer. 1997 doğumlu genç oyuncu büyük olasılıkla fiziksel benzerliği yüzünden aldı bu rolü ve tabii ki dövüş sporlarındaki yeteneğiyle. Ancak bu birebir dikkat edilen bir husus olmamış. Bunun da en belirgin örneği General Iroh’yu canlandıran deneyimli oyuncu Shaun Toub. Animedeki komik, hafif tepesi açık, göbekli Iroh Amca yerine filmde daha çevik, ağırbaşlı bir portre görüyoruz.

Zamanın birinde dört ulus barış içinde yaşamaktadır: Su Kabileleri, Toprak Krallığı, Ateş Ulusu ve Hava Gezginleri. Kendi ulusunu temsil eden elementi kontrol edebilen ve bundan dolayı da saygı gören kişiler vardır ki, bükücü (bender) olarak adlandırılmaktadır. Sadece Avatar adı verilen kişi her dört elementi de kontrol edebilmektedir ve bu da dengeyi sağlamaktadır. Ateş Ulusundan olan son avatar aniden ortadan kaybolur ve bu nedenle daha yaşı çok küçük olan Hava Gezgini Aang’in hemen eğitime başlaması gerekir. Ancak bu yük ona fazla gelince genç avatar kaçar ve o da ortadan kaybolur. Bu sırada Ateş Ulusu diğer üç halka karşı savaş başlatır. Yıkım, işgal ve umutsuzluk her yanı sarmıştır. Ateş bükücüler hariç, diğer tüm element bükücüler toplanmış, sindirilmiştir ya da öldürülmüştür. Aradan yüzyıl geçer. Kuzey Su Kabilesinden Sokka ve kızkardeşi Katara, bir şekilde Aang’e ulaşırlar. Yeniden dengenin sağlanmasının zamanı gelmiştir. Ancak genç avatarın öğrenmesi ve yüzleşmesi gereken pek çok durum vardır. Ayrıca eğitimini tamamlayarak diğer elementlerde de ustalaşması gerekmektedir.

Anime serisi temel bölümlemeyi üçe ayırıp, bunları kitap olarak adlandırıyor. Su, Toprak ve Ateş olarak ayrılan bu kitapların ilkinin filmi geldi. ‘Kabullenme’ olarak özetlenebilir filmin teması. ‘Tüm savaşların kazanıldığı yer kalptir.’ tümcesi ise serinin dayandığı esas felsefe noktası. Aang’in önce kendine inanması, ardından da tüm ulusları döndüğüne ve dengenin yeniden sağlanacağına inandırması gerekecektir.

Filmin yönetmeni Shyamalan, bundan önceki son iki filmi Sudaki Kız (Lady in the Water) ve Mistik Olay (The Happening) ile ciddi olumsuz eleştirilere maruz kalmıştı. Yine de kariyerindeki 6. His (The Sixth Sense) fenomenini unutmamak gerekir. Tabii bu, söylentiye bakılırsa, ‘The Legend of Aang’ projesini ‘yıldız savaşlarına rakip’ bir fenomen olarak tanımlamasını gerektirmezdi. Neyse ki bu söyleminden çabuk vazgeçti ve 150 milyon dolarlık bu filmin, Paramount Pictures, Nickelodeon Movies ile birlikte yapımcısı oldu aynı zamanda.

Filmin geçtiği mekânlar, kurgusal ya da gerçek, çok güzel. 3D hali sonradan eklense ve bunun için çok fazla sahne olmasa da real d ile izlemek keyifliydi. Yönetmenin karanlık anlatım tarzının bu filme de sinmiş olmasına rağmen, animenin meraklısı çocuklar filmi sevdiler.

Genç oyuncuların oldukça naif bir duruş sergilediklerini söylemek gerek. Oynamaktan ziyade yansıtır gibiler ve belki bu daha büyük bir başarı. Barışçıl, duygularını ifade eden bir su bükücü olan Katara (Nicola Peltz), agresif, huzursuz ve kontrol edilemeyen ateş bükücü Prens Zuko (Dev Patel), çok becerikli olmasa da kararlı, sözünün eri, esprili su kabilesi savaşçısı Sokka (Jackson Rathbone) ile sorumluluğu altında ezilen ancak gerçekten çok güçlü olan hava bükücü Aang (Noah Ringer).

Kostüm, makyaj uygulamaları da oldukça başarılı. (Prenses Yue’nin saç-göz uygulaması hariç) Efektler de yerli yerinde, göze sokmadan kullanılmış. Uçan bizon Appah’ın perdeye yansıtılmasındaki başarı da filmin artı hanesine kaydedilmeli. Kitap uyarlamalarının klasiklerinden olan bir şekilde ‘özetleme’, zaman sınırı nedeniyle ‘kompakt hale getirme’ burada da yer alıyor ve bu nedenle bazı konular çok hızlı akmış, bazıları atlanmış gibi gelebilir anime serisinin izleyenlerine.

Bir başka yönetmen çekseydi daha iyi olur muydu? Evet, olabilirdi. Yine de üçlemenin temeli iyi atılmış gibi duruyor. Seriyi tamamlayınca daha iyi karar verebileceğiz. Eğer sinemalarda yakalayamaz iseniz DVD’si çıktığında kiralayıp izleyin mesela. Arşivlemek isteyebilirsiniz. Özellikle fantastik sinema severler.

Pınar Elif Karabal
Masalların Pino’su

24 Ağustos 2010

error: Content is protected !!